Web'de ara

Yükleniyor...

Şubat 27, 2011

Cafe 49

Mayısa kadar çalıştığım restaurant kapalı bu yüzden yazmaya devam edeceğim.

Pazar günü kahvaltı etmek için mekan ararken önce Beyoğlunda ki Pöti kahvaltı evine gittik fakat kapalıydı, daha sonra Cihangire inerek Van kahvaltı Sofrasını denedik fakat dışarıda masa bekleyen 7-8 kişi vardı, bizde vazgeçip Çukurcuma dan geçerek İstiklale çıkıp herhangi bir yerde kahvaltı etmeyi düşünerek yola koyulduk. Tam Galatasaray sınırlarına girerken sağda bir cafe dikkatimizi çekti, dışarıya yazdıkları menüyü kabataslak inceledikten sonra içeri girdik. Farklı bir mekan Cafe 49. Tasarımı oldukça dikkat çekici, göz yormuyor tam bir cihangir cafesi. Güzel bir ayrıntıda mekanda ki herşeyin özel tasarım olması ve bu özel tasarımların hepsinin satılık olması. Salonun ortasında taban cam ve alt katı görebiliyorsunuz. Neyse biz masamıza oturduk menüler geldi ve 1 'Bozcaada kahvaltı' 1 'Focaccia Parmesan' 1 'Baconlı Yumurta ' 2 çay siparişimizi verdik, yanımızda getirdiğimiz gazeteleri açıp okuyarak mekanın güzel müzikleri eşliğinde yemeğimizi beklemeye başladık. Önce Bozcaada kahvaltı geldi. İlk bakışta menüde yazanlardan eksikler vardı, olabilir tazesi yoktur falan deyip geçiştirdik ve yemeye başladık. Ama yemeye başlayınca yanlış düşündüğümüzü anladık. Doğranmış haşlanmış yumurta buz gibiydi, ve hazırlanıp kenara konduğu belliydi. Ne marmeladı olduğunu anlamakta zorlandığım şey şekerlenmişti. Menüde yazan 4 farklı peynirle alakası olmayan 3 farklı peynir geldi ve biri çiğ yemenin hiçbir anlamı olmayan taze mozarella idi. Focaccia geldiğinde ise hayal kırıklığım artmaya devam etti. Orjinal okulda öğrendiğim, çalıştığım yerlerde yaptığım, yemek yediğim italyan restoranlarda ki o yağlı pofur pofur baharatlı, zeytinli ekmekle alakası yoktu.

İncecik bir pizza hamuru üzerine kuru kekik, pul biber ve çok az parmesan serpip kıtır kıtır bir şekilde önümüze getirdiler. Kuru lezzetsizdi. Son gelen Baconlı Yumurta bütün kahvaltıyı kurtarır nitelikteydi. Orta kalınlıkta bir pizza hamuru üzerine peynir ve bacon konulmuş fırına verilmiş ve pişmeye yakın iki tane yumurta kırılmış olarak önümüze geldi. O olmasaydı kahvaltı bize zehir olacaktı açıkcası. Diğer herşeyin yarım kalmadı hatta focaccia'nın hiç yenmemesi yanında Baconlı Yumurta tamamen bitti. Hesabı istedik 2 çay ile beraber toplam hesap 38 TL idi. Çıkarken kartvizitlerini verdiler. Kartvizitlerikartpostal şeklinde, hoş bir ayrıntıydı. Garson hep seviyeliydi ve menü hakkında da gayet bilgiliydi. Yemek yemekten ziyade oturup bişeyler içmek atıştırmak ve muhabbet edilecek bir Cihangir Kahvesi Cafe 49.

Eylül 07, 2010

Dışarıdan Görünen Mutfak

Mutfakta çalışmanın dışarıdan nasıl göründüğünü her zaman merak etmişimdir. İnsanların bu mesleği nasıl gördüklerini, ne açıdan değerlendirdiklerini, toplumda ki yerini nereye koyduklarını. Bu işin içine girdiğimden beri bu konuda ki merakımı yavaş yavaş gidermeye başladım. Biraz bahsedeyim, hem bu mesleğe yeni başlayacaklara biraz yardımcı olacağını düşünüyorum.

Bir kere bu mesleğe bakış açısı kesin bir çizgi ile ikiye ayrılmış durumda. Bunun çok kolay ve eğlenceli bir meslek olduğunu düşünenler ve bunun asosyal, zor ve stresli bir iş olduğunu düşünenler. Bu iki düşüncede kendi bakış açılarından doğru, fakat eksikler. Çünkü mutfağı bilerek seçmiş birinin bu iki fikri birlikte yaşadığını görebilirsiniz. Sabah 9'da başlayıp gece 12'ye kadar neredeyse sürekli ayakta geçirdiğiniz bir mesleğin ne yaparsanız yapın kolay olmayacağı bir gerçektir. Genel olarak haftanın 6 günü bu kadar saat çalıştığınız için asosyal bir yaşam sürmeniz de kaçınılmazdır. Tabi ki keskin bıçaklar; sıcak ocak, fırın, tencere, tava vs. olan bir yer de koşuşturma da varsa stres de kaçınılmazdır. Yani ikinci fikrimiz mutfak için doğru.

Mutfak bu işe kendini adayan için inanılmaz eğlenceli ve keyif veren, fakat bunu zorla yapan biri için azap gelen bir iştir. Seviyorsanız ondan kopamazsınız, onu bırakamazsınız, onunla yatar onunla kalkarsınız. Ama bu işi ne yazık ki ülkemizde ki çoğu işletmeci ve aşçı gibi sadece para kazanmak için bir yol olarak görürseniz, mutfak size mezarınız gibi gelir. Mutfak kolay bir iş midir ? İşte sanırım bu genel düşünceler arasından açıklama getiremediğim tek şey. Hele bunu bana söyleyen insanlar sabah 9 akşam 5 çalışıyorsa ya da vize sınavlarına çalışmakta olan üniversite öğrencileriyse.

Diyeceğim o ki her iş gibi mutfağın da zorlukları var; kesinlikle diğer işlerden çok daha fazla, çok daha tehlikeli ve çok daha stresli zorluklar bunlar. Asosyal olmak da cabası..

Ağustos 30, 2010

Gastroland

Her zaman gördüklerimi, düşündüklerimi, yorumladıklarımı; bir şekilde başkasına veya kağıda dökme gereksinimi duymuşumdur. Ama çoğu zaman vakitsizlikten, bazen üşenmekten, ve çoğu zamanda kafamdakileri bütün çıplaklığıyla başkalarına açıklamaktan utandığım için, bu dışa vurumu gerçekleştirememiştim. Ta ki bu geceye kadar. Çok fazla blog takip eden ve çok kitap okuyan bir insan olduğumu kendi açımdan söyleyebilirim. Bunun nedeni başkalarının ne düşündüğünü bilmek istemem ve yeni bir şeyler yakalamak, yani kısaca merak. Sanırım artık biriken düşüncüler yazıya taşmak istiyor ve sanırım blog yazanları ve okuduklarımı da biraz kıskanıyorum. Ve artık yazıyorum arkadaş bende. Çok büyük istisna olmadıkça 'Yemek' üzerine yazacağım. Umarım beğenilir. Her gün tek bir yazı, iyi seyirler.